Çok uzun zamandır böylesine eğlendiğimi hatırlamıyorum. Gece, hava, manzara, eğlence ve arkadaşlar ile birlikte olmanın tadı doyulmazdı. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile. Ne tüm gün çalışmış olmak ne de ertesi sabah tekrar 6,30 da uyanacak olmak keyfimizi kaçıramadı :)
Saat 19:30'da teknemizin kuruçeşmeden demiralması ile başlayan 70'ler-80'ler-90'lar konseptli eğlencemiz saat 24:00'de yeniden kuruçeşmeye demirlememiz ile son buldu.

Teknenin içindeki eğlenceyi fotoğraflamaktan manzaranın çoğunu ıskalamışım :)

Ben milleti çekerken birileri de beni fotoğraflamış :)
Teknenin yorgunluğunu yeni üzerimden atmıştım ki cumartesi sabahı Beylikdüzü gezimiz ortaya çıktı. Cumartesi sabahı kuzularla sağlam bir kahvaltı yaptık ve amcamıza gitmek üzere yola çıktık.
Bu fotoğrafı babamız sırtımdaki çantada telefonumu araken paşa'm çekmiş fark etmemiştim. Ama iyi ki çekmiş çünkü ben unutkanı
Süpürgeli Cadım'a binbir ısrar kıyamet teknede giymek için son dakikada diktirdiğim Harem pantolonumu fotoğraflamayı unutmuştum :/
(HİKAYESİ BURADA :) Tekne için diktirdim ama maalesef gecenin soğuk olacağını hesaba katmamıştım. Bu sebeple o gece skinny jean + tişört + hırka üçlüsü ile geceye katıldım, şalvarımı da giymek cumartesiye nasip oldu. Kumaşının cinsinden, süpürgelimin dikiş ustalığından sebep o sıcak ve sıkıcı yolculuk boyunca çok rahat ettim. ELLERİNE SAĞLIK SÜPÜRGELİM, ÇOOK TEŞEKKÜR EDERİM...
İstanbul'un bir ucundan diğer ucuna gitmenin ne demek olduğunu bilen İstanbullular hak verecektir ki o yorgunluğu evde atamayacağımızı düşündük ve kendimizi en yakın ağaçlık alana attık.
Baba, amca ve abiden oluşan erkekler takımı Mangal ile uğraşırken biz de kızımla oyalandık :)
Karnı iyice acıkan paşa nevalenin pişmesini mangal başında bekledi :) Hatta hızını alamayıp biraz da kendisi yelledi :)
Hiç cadı abiden aşağı kalır mı?

Karınları doydu, sırada saklambaç var. Aaaaaa abi hile yapıyor, çok ayıp çok :/ :)
Koşarak oynamaktan yorulduk, sırada yer oyunları.
Ondan da sıkıldık sırada kendimizi renklendirmece :)
Ben size
geçen post'ta bu kadar az yemeye bunca enerjiyi nereden buluyor bu çocuk şaşıyorum demiştim değil mi? İşte...
O yorgunluğun üstüne mest olan Kalderaya karşın abi hala ayakta ve amca ile pleysteyşın maçında :)

Pazar günü ise ALBATROS'daydık. İstanbul ve çevresinde gördüğüm en temiz, en güzel denize sahip çakma bir tatil beldesi görünümünde olan ABATROS kıyısında önce güzel bir yürüyüş yaptık, sonra da kendmizi serin sulara bıraktık.
Pazar günü benim için ayrı bir güzellik taşıyor, çünkü hem "artık yüzme biliyorum" diyebileceğim kadar çok kendibaşıma yüzdüm, hem paletle yüzmenin inanılmaz keyfine vardım, hem de bir tekneden defalarca atlamanın dayanılmaz heyacanını yaşadım :)
Ve unutkanlığımın kurbanı bir gecikmiş teşekkür :/ (Bolca utanan similey :P)
Bu cicileri
Kuzularımın en büyüğü olan Papatya'm Paşam'a sünnet hediyesi olarak göndermişti. Benim çiroz oğluşuma büyük geldiği için gelen diğer birçok büyük gelen hediye ile birlikte saklamıştım. Tabii teşekkür etmeyi unutarak :/
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ KUZUM, HEP GÜZEL GÜNLERDE VE SENİ GÜLÜMSEYEREK ANIMSAYACAĞIMIZ MUTLU ZAMANLARDA GİYMEK DİLEKLERİMİZ İLE...