27 Mart 2013 Çarşamba

YENİ YOL

 
 
Yeni bir yola çıkıyoruz İNŞALLAH, yeni bir oluşum, yeni bir nefes gibi...

İşimi değiştirdim, sektör artık "sesimiz çıkar" boyutunda YAPI ama iş artık Yönetim'i Asiste değil, bildiğin üretimden satış, bildiğin ahşap mevzuunda ben de varım, bildiğin git-belirle-sat-çık.

Bizde herşey sıralı sistem yürür, hareket alanımızı, ölçümüzü doğal olarak işim belirler. O nedenle yaz sezonu için planladığım tebdili mekan değişikliği, abinin SBS sonucuna göre akışımızı yönlendirme düşünceleri için bu değişim şarttı.

Hakkımızda en hayırlısı olur İNŞALLAH.

14 Mart 2013 Perşembe

PARÇALI OLMA HALİ...

 
 
Annelik zor, yalnız annelik duble zor, her yere yetişmeye çalışma hali ise hem ruhen hem de fiziken yıpratıcı...

Bu durumu her zaman yaşamam, yaşasam da fazla takılmam, beni avucunun içine almasına izin vermem ama çocukların yanında olmak söz konusu olduğunda ve zaman çakışması yaşadığımda ister istemez düşünmek durumunda kalıyorum...
 
Tam tarihler denk gelmedi bu sefer ama hem cuma günü Küçükhanım'ın okuma etkinliğinde yanında olmak hem de paşa'nın Pazartesi günü rol aldığı Tiyatro Gösterisini izlemek için ilk sırada olmak istiyorum ama peşpeşe 2 gün izin alma zorunluluğunun karın ağrısı bu sabahtan itibaren beni ele almış durumda :/

Her ikisi de öğleden sonra saatlerinde, yani yarımşar gün izin durumu söz konusu. Herhangi birinden de faragat etmek istemiyorum çünkü;

* Küçükhanım için okumaya başlamak, 2 gün içerisinde ezberlediği şiirini annesine bakarak okumak, yaş ortalaması 7-8 olan çocuklar için özel günlerinde anne-baba'yı yanıbaşında hissetme güveni, her sabah annesiyle okula gelip giden çocukları göre göre annane-dede ile gidip abi ile dönmek zorunluluğu, böyle özel zamanlarda koşarak anneye sarılmak, vs. durumları çok önemli...

* Paşa bir süredir bu oyun için hazırlanıyor, yaşı gereği hiçbirşeyin önemli olmadığı, dünya benim etrafımda dönüyor, okul, ders, dersane, SBS de ne imiş? ergenliğini dibine kadar yaşadığı zamanlarda önemli bir tiyatro oyununu bu kadar önemsiyor olması, kostümlerinin hazırlanması aşamasında bile kendince (dedesinin imkanlarına baş vurarak :) ) destek olmaya çalışması durumları çok önemli...

Bu şekilde ele alınca her hangi birinin yanında olamama durumu söz konusu gibi değilmiş gibi geliyor, ama ya izin mevzuunda sorun çıkarsa sorunsalı beynimi kemiriyor...

Uzun zamandır bu tür herhangi bir yazı yazmadım, hatıralarımız arasında annenin bunalımları yer almasın diye ama bunlar da bizim gerçeğimiz ve çocuklarım bu sayfaları okuduklarında beni anlayabilecek kadar büyümüş olacaklardır. O nedenle artık bu tür ikilemlerimi, çocuklar ile ilgili her hangi bir karar aşamasında ne gibi duygularla savaştığımı yazmaktan çekinmeyeceğim sanırım.
 
Bu da böyle bir karar'ın ilk yazısı olsun :)
İzin aşaması için ise bana dua edin olur mu? :)

8 Mart 2013 Cuma

"KADINLAR" GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN...

Tüm gün bu sözü tekrarlayacağım sanırım, üstüne de fazla yorum yapmam, çünkü önemlendirdiğimiz tarihleri yine kendi ellerimizle önemsizleştirdiğimizi, basitleştirdiğimizi, çetrefilleştirdiğimizi düşünüyorum...

Ve bu sebeple "YAN GEL YAT OSMAN MODUNDA, ANALIĞINI DUVARA, EŞLİĞİNİ BAHAR'A BIRAKMAYAN, ALIN TERİNİN TADINI BİLEN TÜM KADINLARIMIZIN GÜN'Ü KUTLU OLSUN."


Çok sevdiğim bir arkadaşım mail ile göndermiş aşağıdaki hikayeyi bana. Bin teşekkür kendisine...


Balkonda oturdum, bir sigara yaktım, bir de kahve yanında, aniden hafif bir rüzgar omuzlarıma dokundu. "Ben buradayım, yalnız değilsin" der gibiydi. Ürperdim, titredim biraz, içeri girecektim, vazgeçtim. Madem bu gece rüzgarla yıldızlar yarenim, o zaman sohbet edeceğiz demektir. Yan binada oturan komşular bakıp, kendi kendine konuşan delinin biri zannedecek olsalar da, umurumda değil. Onlar görmese de soframda yel oturuyor benim.
Cebimde o kadar çok hikaye var ki, anlatsam bitmez. Sevdanın yollarını yürümüş, koşmuş, arşınlamış bir kadınım. Virajlarını, yokuşlarını, düzlüklerini ezbere bilirim. Ama hikayelerden daha önemli olan, elimizde kalan yalnızlıktır. İyisi mi, neden yalnız kaldığımı anlatayım:
Bazı kadınlar güçlü olmayı seçer. Seçmemiş ama mecbur kalmış olanlar da aynı özelliklere sahip olurlar ancak onların farkı, ilk buldukları limanda demir atıp diğer tarafa geçebilme potansiyelini içlerinde barındırmalarıdır. Ben limanlara uğramadan, sürekli dalgalarla boğuşup, bir türlü batmayanlardanım.  Parçalanmayayım, su almayayım, batmayayım gibi bir derdim de yok üstelik, sadece olmuyor. Bir yolu, çözümü vardır mutlaka diye giriyorum bütün savaşlara, hepsi bu! Yenildiğim zamanlarda da elimden kılıcımı bırakmayıp, kanayan yaralarıma rağmen, meydanı yürüyerek terk ettiğim için bana, güçlü kadın diyorlar.
Gülümsemelerimin arkasına gizlediğim yenilgilerimi, kimseye göstermeden, ders alınacak olaylar rafına koyuyorum.  Tüm yaralarıma pansuman yapmayı öğrendim. Hayatıma, şöyle bir geçerken uğrayan kimse, yüzümde tebessümden fazlasını göremiyor. Kolay mı duvarların arkasına bakabilmek? Ben her gelenin duvarını aşabiliyor muyum ki? Güzellikleri paylaşmak kolaydır. Arkadaşlar, sevenler tüm mutlu anlarda yanınızda olabilirler. Benim için değerli olan, düştüğümde elimden kaç kişinin tutacağıdır, ona bakarım.
Tüm çukurlardan tek başına çıkabilmeyi öğrenen kadın, kadına özgü o muhteşem zarafeti biraz kaybetmiş olsa da, gerçek bir kadındır. Toprak gibi, deniz gibi durur öyle. Karşındaki adamın bunu anlayabilmesi için, gökyüzü olması, yağmur olması gerekir. Onun da erkekliğini keşfetmiş olması lazımdır. Güçlü bir kadını koluna takabilmek, ona kadınım diyebilmek için, biyolojik olarak erkek olmanın ötesinde bilgeliğe, gerçeği arayan bir merak duygusuna, keşfetme zevkine, sadece bakan değil gören bir göze sahip olması gerekir. Bu tarz adamların da sayısal olarak azlığından yola çıkarsak, söyleyebilirim ki, güçlü kadınlar aşkta mutluluğu zor yakalarlar. Garip bir sızı kalır içlerinde, ruhlarını görebilirseniz ne büyük bir gökkuşağına sahip olduklarını anlarsınız. Ancak kaç kişide o muhteşem, göz alıcı renklere bakabilecek yürek vardır  ki? O yüzden, benim gibi, gecenin bir yarısında, balkonda rüzgarla aşka dair uzun sohbetler yapar güçlü kadınlar. Çünkü güçlü kalplere ödül yalnızlıktır!

6 Mart 2013 Çarşamba

KÜÇÜK HANIM OKULDA 2

Bir zamanlar "Küçük Hanım Okulda" serisine başlamıştık biz değil mi? :)

O zaman ufak ufak eklemeler yapalım da bu güzel ve nadide zamanları unutmayalım.

Her İlkokul 1. sınıf gibi biz de bir "Yerli Malları Haftası" atlattık ki bizim evde etkileri hala sürmektedir :) En basitinden küçük hanım dün akşam yemekte, bundan sonra LCW'den alışveriş yapmak istemediğini, onların türk malı satmadığını söyledi :) İkna edene kadar göbeğim çatladı :)

Bu konuda yazılacak çok birşey de yok aslında, böyle zamanlarda yaptığımız gibi fotoğraf altı notlarına baş vuralım :)



Anneleri de okuldaki gözüm, kulağım, arkadaşım olan cadılar :)


Heyecanla son hazırlıklar tamamlanıyor...


Küçükhanım namı diğer "PORTAKAL" :) 


Bunlar da şiirini okuduktan sonra arkadaşlarına ikram etmek üzere hazırladığımız portakallar. 


Diğer arkadaşları gibi sadece meyvesi ile ilgili dörtlük değil, öğretmeni tarafından hem günün anlamına istinaden hem şiir hem de meyvesi ile ilgili şiir ezberlemekle görevlendirilen küçük kuzu bir ara takılınca... :)


Allahtan hemen hatırladı.


Ve başarılı son :)

İkram zamanı









5 Mart 2013 Salı

OFİS HALLERİ - VİDEO


Bu videoyu not almazsam olmazdı :))

Yaklaşık 1,5 ay kadar önce başladığım yeni işimdi odam müsait olduğundan ve uzuuun zaman sonra cumartesi günleri 13:00'e kadar çalışma zorunluluğumdan sebep küçük hanım'ı da ofise getiriyorum. İşte son gelişinde resim yapmaktan sıkılan küçükhanım ve arkadaşını (sekreterimizin kızı İlke Nil) oyalamak bana düştü :))

video


FUŞYA TADINDA BİR DOĞUM GÜNÜSÜ


Biz geldik demekle olmuyor öyle değil mi? :) Geçmişe dair bir şeyler paylaşmak lazım...



Yakın tarih'e kadar sessiz sakin blogunu takip ettiğim ama bir postunda gördüğüm fotoğraflarına dayanamayıp "aaa burası bizim park, Kartalda mı oturuyorsunuz?" diye yorum bırakmam vesilesi ile tanıştığımız bir Cadı Kız'ın taaaa Eyüp teki doğum günüsüne paşa ile birlikte gittiğimiz günden bu harika fotolar :)


Kalabalık olmayan, sıcak, samimi, bol kahkahalı ve neşeli bir doğum günü oldu Cadı ile her buluşmamızda olduğu gibi :)


Yaşını unutan, çocuklarının varlığına kardeşi muamelesi yapan 2 deli hatun olarak bizim her bir araya gelmemizde ne etrafımızdakileri konuşturur ne de manasız kahkahalarımıza bir sebep bulabiliriz :)


Bu vesile ile bir kez daha İYİ Kİ DOĞMUŞSUN CADILARIN ENN HAS'I :D



Ve Ensari Konağı, zarafetiyle, güzelliğiyle, rahatlığıyla mutlaka gidip görülesi bir mekan, bizden demesi :)














DÖNMELİ ARTIK MEKAN'A

Burası bizim, burası çocuklarımın, burası geçmiş ile geleceğimizin bağı idi hani?

Burası anılarımız, burası zayıf hafızamın yerine, burası meleklerimin çocukluğu idi hani?

Yeter bu kadar uzak kalma çabası, bu kadar yazmama bahanesi, bu kadar tembellik :)

Döneceğiz, dönüyoruz veee döndük :D

Sebep olan, teşvik eden bir çok insan var ve onlar kendilerini biliyor, BİN TEŞEKKÜR...