22 Haziran 2009 Pazartesi

SÜNNET HAZIRLIKLARI

Kendimce düşünceler ile Ağustos ayının ilk haftasına planladığım sünnetimizi ani bir kararla TEMMUZ :/ ayının 12'sine almaya karar verdim.
Tabii bu kararı vermemle birlikte de eteklerim tutuştu :)
Davetli listesi,
Alışveriş listesi,
Organizasyonun şekli,
Davetiye şekli,
İkram şekli, vs, vs, vs...
Elimde bir defter, içersinde binbir liste, fiyat teklifi, not ile dolaşıyorum :)
Cumartesi annem ve kuzularla birlikte bir mağazaya gidip önce fırını mı alayım yoksa bulaşık makinesini mi diye düşünürken (Her ikisinin de yenilenme vakti geldi de :) ) elimizde sadece bir mikrodalga fırınla çıktık :)
Paşa'nın Beylikdüzü tarafında oturan amcasında kalma planları vardı tatilin ilk yarısı için. Bu karmaşada ona yaz okulu bulamayacağıma da kanaat getirince aldığımız mikrodalga ile annem ve kalderayı bir taksiye koyup eve gönderdik biz de paşayla Eminönüne geçtik Amcasıyla buluşmak üzere.



Ama Kadıköy'e ulaşmak için minibüs yolunu tercih edince yolculuk fazlasıyla sıktı bizi. Anadolu yakasının en dolambaçlı, en sıkıcı yoludur bana göre. Paşanın sıkıldığını fark edince çantamdan eksik etmediğim keçeli kalemler ve not defterimi verdim.



Yine grafiti çalışması yaptı ama epey geliştirmesi gerek bu konuda kendini. Hevesi var biliyorum ancak geliştirmesi için kimden nasıl bir yardım alabilirim onu bilmiyorum :/



Kadıköyde kendimizi minibüsten attğımızda ikimizde çok acıkmıştık. Paşa ne yemek istediğine karar vermeye çalışırken ben ilk ve son kez oğluşa hamileyken yediğim ve hala tadını sayıkladığım DADAŞ PİLAVcısı o merdiven altı minik dükkanı gördüm. Çok matah birşey değil ama sanırım hamileyken yemenin verdiği bir duygu, unutamıyorum. Bu dükkanın hikayesini paşaya anlattım ve daldık içeri :) Normalde minibüscülerin uğrak yeri olan bu dükkande eşiyle gelen bayanlar var mutlak ama tek bir çocukla bir bayan farklı geldi sanırım insanlara. Allahtan sakindi ve servisi yapan bayan da çok şekerdi, hiç sıkılmadan yemeğimizi yedik.



Tabii o gün paşa'nın günü olduğundan bir hayli de şımarıktı :)



Vapura binmeden önce vazgeçilmezimiz simitimizi de aldık.



Almasına aldık ama neredeyse yolu yarıladık ortada bir tane martı yok. Paşa martıların nereye gitmiş olabileceğini düşüne dursun, fark ettim ki biz vapur'un ön kısmındayız martılar arka kısmından kendilerine ziyafet çekenlerle meşguller :)
Biz de manzara fotoğraflama yarışması yaptık. Bunlar paşa'nın çektikleri :)
Amcamızla buluştuktan sonra taş sokaklardan daha önce hiç gitmediğim dara sokaklara oradan da bol dükkanlı, seyyarlı meydanlara çıktık. Çok defa ne biçim İstanbulluyum ben diye düşündüm durdum :/




Bu doğal taşlar satan dükkana Amcamızın isteği üzerine girdik. Önce fiyatları sonra da bu fiyatlara karşın içerideki kalabalığı görünce inanılmaz şaşırdım.



Gün bittiğinde ben de bitmiştim. Uzun zamandır bu kadar yorulduğumu hatırlamıyorum. Ama verimli bir gündü orası muhakkak :))





En son ÇELEBİOĞLU HOCA ALAEDDİN CAMİİ hayratında sularımızı doldurup yollarımızı ayırdık. Paşa'm amcasıyla beylikdüzüne gitti.







Ben de FENERBAHÇELİ bir arkadaşımla girdiğimiz iddia üzerine sırf şu üstte görmüş olduğunuz fotoğrafı çekebilmek üzere Beşiktaş'a geçtim :) BEŞİKTAŞ'ın çifte şampiyonluğunu kutlama amacıyla köprüye astığı bayrağın hala orada durduğunu iddia eden ben, hiçbir Fenerbahçelinin o bayrağı orada bukadar uzun süre tutmayacağını iddia eden arkadaşım arasındaki iddiamız bu fotoğraf ile son buldu :) Naber ciciiim :)))



Vee günün sonu, haftanın sonu, hatta sözün sonu :))

11 yorum:

Adsız dedi ki...

haziranın 12 simi

nurcan

Adsız dedi ki...

Hakikaten nazo nerde yapıyorsun sünneti?



nurcan

Papatya Prenses dedi ki...

12 temmuz olmasın bu yeni tarih:)

paşanın kıyafeti çook güzel:)
kalderaya söz yok zati:)

çiLekLisüt dedi ki...

günün sonuna bakılırsa yorgunluğuna baya değmiş :) çok ciciler kıyafetler ;)

Serzeniş Meraklısı dedi ki...

ne kadar tatlı olmuş ikisi de yaw...
yalnız haziran değil de, temmuz mu olsa gerek o, temmuzun 12si yani...
eminönü... bende haftasonu ordaydım.. annemi babamı anımsadım hep... hey gidi günler...
bende çocuktum yaw.. benimde elimden tutup, sünnet kıyafeti almaya götürmüşlerdi... anımsadım, bi garip oldum şimdi... :(

ebloog dedi ki...

E 12 Haziran geçti seneye mi yapıcan?Volkan'a sünnetlik çok yakışmış..Bu arada mimlendin

* ஐ * : ) Stil Direktörü ( : * ஐ * dedi ki...

Ay ne güzel gezilmiş oksijenler alınmış. Volkan'da ayrı bir beyefendi olmuş. Kesilince görücem ben böyle sevimli sevimli duracak mı bakalım :) Yazık kız canı yanmasa bari evladım :( Üzülüyorum ben bu sünnet olayına biliyormusun keşke doğumda kestirseydin be bacım ya. Yalnız Kaldera'ya bak sen nasıl da cilveli poz vermekdir o :) İşte kız çocuklar bu yaşta belli ya. al ısır ye onu ye. Allahım sağlıkla bize de güzel bir evlat nasip etsin. Canım rast gitsin herşey Volkan'cığıma şimdiden geçmiş olsun. Bol gaymeler altıncıklar gelsin annesin :) Sevgiler

KelebekGibi dedi ki...

Oyy annesi kiyafetleri ne iyi secmissiniz, ikisinede cok yakismis ;)
Bu arada 12 Temmuz yazacaktin sanirim tarihi, kisa sürede birsey planlamak eminim kolay degildir ama sen üstesinden gelirsin ;)

Muhabbet Ağası dedi ki...

hadi hayırlı uğurlu olsun, damatlığını görmek nasip olsun inşallah.

Cocukla Cocuk dedi ki...

sünnet büyük bir yük annenin sırtında şimdiden kolay gelsin..bu arada temmuzun 12 si mi?

GeCe dedi ki...

oy yakışıklı paşa ve prenses harika günün yorgunluğuna değmiş son pozlar