20 Mayıs 2009 Çarşamba

HAYAT KOŞUYORSA BEN NE YAPIYORUM?

Hayat yürüyorsa ben koşuyorum, peki ya hayat koşuyorsa ben ne yapıyorum?
Nasıl hızlı akıyor, nasıl arkasından baktırıyor bana biliyormusunuz?
Öyle sıkıştım ki, zaman daralıyor, olması gereken herşey zincirleme birbirine bağlı. Halkanın biri azıcık gevşese arkası gelecek ama...
4 günlük tatilim yeni ev ara, eski evi topla, kutu kutu kutu üçgeninde geçti ama henüz ortada toplanmış hiçbirşey yok. Cuma akşamı iş çıkışı eve gittim ama hiiiç yemek yapasım yok. Eşim aradı ona da söyledim o zaman kızı al sahile in biz de paşayla geliyoruz dedi. Okulda toplantı olduğu için tatildi ve oğluş babasıyla işe gitmişti. Yemeklerimizi Hacıoğlundan alıp çimlerin üzerine serildik :)

Yolda gördüğü gözlükçüden tarafa elimi çekiştiren minik cadı kendisine kırmızı abisine ise siyah gözlük aldı :) Valla karışmadım seçim tamamen cadının :)

Cumartesi günü ise evde kışlıkların yıkanıp kaldırılması, yazlıkların yıkanıp çıkarılması faaliyeti vardı. Öylesine yorulmuşum ki gece yattığım yeri bilemedim resmen. Pazar sabahı bahçe kahvaltımızdan sonra babayıda alarak ev aramaya çıktık. Öylesine sıcaktı ki 2 saat nasıl dolaştık ben bile şaştım. Serin bir parkta mola verdik, dondurmalarımız yedik ve elde sıfır şeklinde evimize döndük. Tabii bende umutsuzluk belirtileri... :/

Partesi günü paşa okula gitti. Etütlü okuduğu için öğlen 1 saat yemek molaları var. Başka zamanlarda evde olmadığımdan paşa okulun yemekhanesinden yiyor. Ama öğlen arası yemek getiren annelerin çocuklarına da özenmiyor değil. Evde olmam fırsattı, e bize de değerlendirmek düştü. Sandviçlerimiz, içeceklerimizi, taze yaptığım tarçınlı kekimizi ve 1 büyük paket de fıstıklı çikolatamızı çantamıza koyduğumuz gibi abinin okuluna pikniğe gittik :)

Çantayı açtığımızda meyveleri evde unuttuğumu görünce üzüldüm ama yapacak birşey yok :)


"Allahım, bunlar nasıl öğrenci, bu ne kudurukluk :)" Okulun bahçesinde oturduğum yaklaşık 50-55 dakikalık zaman diliminde onlarca kez yineledim bu cümleyi. Vallahi sadece erkek çocuklarını değil kız çocuklarını da zıvanadan çıkartmışız maalesef. -mışız diyorum çocuk ailenin aynasıdır.

3 yada 4. sınıf öğrencisi olduklarını tahmin ettiğim 3 kız benim kavga sandığım ama onların adına oyun dedikleri saçma bir biçimde bir erkek çocuğunun üzerindeki tişört'ü öyle bir çekiştirdiler, çocuğu öyle bir yerlerde sürüdüler ki aklım şaştı. Müdahale ettiğimde de "sanane" dediler. Dumur oldum... Nasıl evlatlar, nasıl nesiller yetiştiriyoruz allahım, saygı nerelerde?
Onlar bir tarafta savaşırken kardeş olduğunu söyleyen 2 erkek çocuğu birbirine girdi, büyük olan küçüğe nasıl sinirlenmiş görmelisiniz. Yakasından tutup kardeşini yere yatırdıktan sonra tekmeyle vurmaya başladı. yerimden nasıl fırladığımı bilemedim. Küçük olan canının acımadığını söylese de gözlerinde gördüğüm sinir, nefret yemin ederim beni korkuttu :(

Beni az çok tanıyanlar bilir, geleneklerimize, örf ve adetlerimize bağlı kalmanın temizlik olduğu düşüncesini taşımakla birlikte, asla yeniliği, gelişime karşı değilim. Ama dejenerasyonun bukadar yıkıcı, bu kadar çirkin olduğunu görmek emin olun tüm gece uykularımı kaçırdı. Kızımın okul hayatından, oğlumun ergenlik zamanlarından korktum...
Oyunlarında, şakalaşmalarında, sohbetlerinde, esprilerinde asla saygı, sevgi söz konusu değil. Sürekli birbirini aşağılama, eleştirme, çekiştirme, benmerkezcilik had safhada. Övünmek yarış olmuş. Zamanında yeni alınan ayakkabılarımın (rugan) parlamasından esef duyduğumu hatırlıyorum, yanımdaki arkadaşımın ayakkabısındaki deliği görünce :/ Tüm gece dua ettim, yine yine yineliyorum. ALLAHIM GELECEK NESİLLERİMİZİ SANA LAYIK EVLATLAR OLARAK YETİŞTİRME TAKATİ VER BİZ ANNELERE !(AMİN)

Paşa ve sınıf arkadaşlarından 3 delikanlı daha bir araya gelince onların üzüntümden daha fazla etkilenmesine izin vermemeye çalışarak Fotoğraf makinemi çantamdan çıkarttım, onlar da bana çeşitli şaklabanlıklarla poz verdiler :)
Ve en yakın arkadaşımız DİYAR...
Abiyi tekrar sınıfına gönderdikten sonra kuzumla pazar alışverişimizi de yaparak eve geldik.
19 mayıs sabahı Annemin sesiyle uyandık. Saat 9,30.
"Haydi kalkın, böreğin fırından çıkmasına 15 dakika var bu da demektir ki kahvaltıya gitmek üzere arabaya binmek için 15 dakikanız var."
Günlerdir yorulduğumuzu gören anneciğim çocuklar biraz keyiflensin diye akşamdan babamı da kandırıp, bizi o çok sevdiğimiz açık alan eğlence gözdemiz olan ORMAN-LUNAPARK alanına götürmeyi planlamış.
Nasıl yani ? Neler oluyor ? Bugün günlerden ne? Ben nerdeyim demeye fırsat kalmadan kalktık giyindik ve daha önce de bahsettiğimiz orman içi kahvaltı tesislerinde bakır demliklerde getirilecek çayımızı beklemeye koyulduk :)
Kahvaltı süresince zor tuttuğumuz çocuklar kendilerini doğğruca lunaparka attı.
Küçük cadı trene, büyükler çarpışan arabalara, ve gondol'a bindi. Bu aşamayı da geçtikten sonra biraz dinlenme temiz hava alma zamanı diye orman içine doğru yürüdük.


Bu güzelliklerden, temiz havadan doyasıya faydalanmak hepimize iyi geldi.


Yorulup dinlenmek için oturduğumda kuzum da beni taklit etti :) (kokoş ayakkabılara dikkat, ormana giderken bile onları giymekten vazgeçiremedim)



Son olarak kuzularla biraz top oynadık ve bizi bekleyen bool kutulu evimize döndük...
Paşanın performans ödevini benim de ütüyü tamamlamam gerekti.

Veeeee bunlar da domateslerim :))
Dün itibariyle bu şekildelerdi, bugün azıcık daha uzunlar. Ah şu kadın milleti, ne küçük şeylerden mutlu olmasını bilir aslında ama ANLAYAN VARMI Kİ?
(Fotoğraflar büyüyebiliyor, biliyorsunuz değil mi?)

11 yorum:

Papatya Prenses dedi ki...

Abla fotoğraflar büyüyor ama hala şu foto çekme işini kavrayamadın mı sen :'( ühüü

Bidi zaten boyutları büyüse de kolaj yaptığın için yinede ufak.

tamam sustum meee:)

Güzel bir tatil geçirmişsiniz ne güzel:)

Zamane çocuklarına ise diyecek sözüm yok malesef,dua etmekten başka:(

VOLKAN - KALDERA dedi ki...

Ohooo sende hiçbirşey beğemez oldun yahu :))
Çocuklarla koştururken anı nasıl yakalayabiliyorsam o valla emin ol daha bi bukadar da kaçırdığım var.
Makinemin menüsü de ingilizce ve daha bilmediğim birçok özelliği var aslında. Bi ara zaman ayırıp incelemem gerek ama nerdeee :/
Güzel ve yorucuydu :))
Amiin diyorum bende o zaman..

Adsız dedi ki...

eee ev bulamadıysan neden evı koliliyosun balım?



en yakında bulman dılagıyle...

sevıyorum seni.


NURCAN GÜNEŞ

Stil Direktörü dedi ki...

Canım son temayı çok beğenmişsin çok mutlu oldum. Bu arada haklısın valla o anları yakaladığını şükrediyorsundur. Aklında olsun bak ingilizce madem makinanda close macro dersen yakın çekimi kaparsın close focus enable varsa da onu kullan yakın olsun olmasın en güzel o mod çeker. sevgiler

E. Ali dedi ki...

O kadar kısa süre içinde yeni nesil çocukların kötü davranışlarının ne kadar fazla örneğini görmüşsünüz şaşırdım çok da üzüldüm. :(
Bizim zamanımızda anlattığınıza benzer şeylerin çok hafifleri o da gayet nadir olurdu.

Domatesler önceki resme göre şimdi birhayli gelişmişler. Hızlı büyürler demiştim. Yalnız 10 cm kadar olunca ayrı ayrı yerlere ekmeniz gerekiyor biliyorsunuzdur ama yazdım işte. :)

VOLKAN - KALDERA dedi ki...

@Nurcan; buldum aşkım buldum, anlatacağım :))
@Stil direktörü; Oya gibi, dantel gibi, beğenmemek mümkün mü? Zoom ayarı mini bir kolla yapılıyor ama şu close focus enable'ı bi arayayaım dur ben :) Teşekkür ederim...
@E. Ali; Hepimiz çocuk olduk, kavgalar ettik, yasakları deldik ama düşün bunları yapan bana bile fazla üstü fazla geldiğine göre cidden çocuklarımız korkulacak bir gidişatta :/
Gerçekten hızlı büyüyorlarmış, çok mutlu oldum :) >Aaaa fide olayı değil mi? Biliyordum ama tamamen unutmuştum, neyse her yazının altına foto koyuyorum zamanı geldiğinde sen beni uyar olur mu? :))

Adsız dedi ki...

Hadi anlat evi nerde buldun kirası ıstedıgın gıbımı,ne zaman tasınıyorsun,bura neresi? ben nerdeyim?aaaaa hadi catlıycam.




NURCAN

muko dedi ki...

güzel bir okadarda yorucu günler geçirmişsin,Rabbim yardımcın olsun,inş en kısa sürede siteğin gibi ev bulursun...

zamne çocuklarına gelince bend eaynı konudan muzdaripim,ergen oğlanla yaşamak onu yönlenrimke çokk zorrrrrr,bazen kafayoıı yiyorum sanıryorum,çok şükürki ne yapıyorsa evde bana yapıyor okulda öğretmenlerien arkadaşlarına karşı bir saygısızlığı yok,ancak gerçekten bu çocukların hali hiç iyi değil,en küçüğünden en büyüğüne,allah yardım etsin tüm öğretmenlere...


yine çok yazdım yaa düştü çenem affola:)
sevgiler....

çileklisüt dedi ki...

dejenerasyon ne yazık ki benim de gözümden kaçmıyor ama üzülmekten ve ben inş. çocuklarımı güzel yetiştireceğim demekten başka bir şey elimden gelmiyor maalesef :/

fotoğraflar içimi açtı paradaysım arabasını da aldı artık bol bol gezicez aşkımla gezi yeri önerilerini beklerim şuan bolu çanakkale edirne var öncelikli olarak :)(:

VOLKAN - KALDERA dedi ki...

@Muko'm; Canım benim affetmek ne demek, çok mutlu oluyorum yazdığınız yorumların her bir kelimesini okurken. Teşekkür ederim...
@Çİlekli'm; Gözünüz aydın olsuuuun:) Tabab sonra da KARTAL var ozaman :))

GeCe dedi ki...

ay okurken ben yoruldum ne dolu geçmiş günleriniz ancak ev aramak için az zaman ayırmışsın gibi geldi gerçi beraber bolca vakit geçirmişiniz o ayrı