22 Haziran 2009 Pazartesi

CUMA VE GETİRDİKLERİ

Perşembe akşamı Paşa'mın sağ gözünde aniden beliren şişme ve kızarma beni çok korkuttu.


Allahtan mikrobik bir durummuş. (Kötünün iyisi :/ )

Kremlerimizi kullandık tam iyileşti derken Cuma akşamı aynı çapaklanma, şişme ve kızarıklık problemleri bu sefer de sol gözünde başladı. Çok defa ikaz etmeme rağmen oğluş dışarıda oynarken ellerini gözüne sürebiliyor. Tabii bu da mikrop kapması için birinci dereceden yeterli bir sebep.

Şükür olsun şimdi çok daha iyi.

Ben işyerinde buna üzülürken annemden bir telefon aldım. Kaldera kusuyordu. Elimizdeki tek belirtiler halsizlik, iştahsızlık ve kusma idi. Hemen izin alıp eve gittim. Kızım miğdesini tamamen boşaltıp rahat ettikten sonra bir dilim ekmek ve 3 dilim eritilmiş kaşar peynirini yarım bardak açık çay ile yemiş gayet keyifli görünüyordu. Üstüne 1 muz 5-6 adet de kiraz yedi, neşesi de yerine gelince güneş çarpması olduğunu düşündüm. Cumartesi gününü de sorunsuz ve neş'e içinde geçirdikten sonra pazar öğleden sonra aynı belirtiler yeniden başgösterdi.

Birden bire beliren bir miğde bulantısı, kusma ve ardından rahatlama :( İşin kötü tarafı miğde tamamen boşalmadan da rahat etmiyor. Sonrasında yaklaşık bir saat kadar uyudu, uyanıp 1 muz yedi, 1 bardak süt içti ve tekrar uyudu. O sırada annemdeydik ve sabah tekrar oraya gelmesi gerektiği için annemde bıraktım. Gece ve sabah aradığımda dünki halinden eser kalmadığını gayet keyifli olduğunu söyledi :/ Açıkcası çözemedim. Ama bugün tekrarlarsa Anne ve Babama mutlaka doktora götürmelerini söyledim. Şu saate kadar 6 kez aradım sesi gayet neşeli geliyor.

Bu arada kuzum'a aldığım kirazları yıkamak için Ex'sir kullandım. Açıkcası rahatsız edici bir kokusu olmasına karşın bu kokunun yıkadığımız ürünlere çıkmaması iyi haber.




Temizlemesi ise süper, elinize alıp ovaladığınızda herne ise yüzeyindeki temizliği hissediyorsunuz. Yoğun geçen hafta sonunda hemen hemen evde hiç yemek pişmediğinden yeşil sebzelerde henüz denemedim ama o konuda da PAPATYAM'ın görüşlerine güvenirim :)





Cuma akşamı kuzuşumun iyi olduğunu görünce yemesi için neler yapabilirim diye düşündüm. Belki tatlı ve doyurucu birşeyler hoşuna gider diye TENCEREDE KEK pişirdim.

Kendimce Yemek'de gördüm tarifini, tabii oradaki adı FİNCANDA KEK ama tencerede piştiği için (Laf aramızda daha çok dikkat çektiği için ;) bana göre TENCEREDE KEK :)İnanılmaz "puf", yumuşacık ve süper pratik keklerim oldu. Üzerini kuzular istedikleri gibi süslediler :) Evde alüminyum kaplar olduğu için ben fincan yerine bu kaplardan kullandım. Ama yağladığım halde çıkartması zor olduğu için birdahaki sefere fincan kullanmayı ve sade yerine çikolatalı yada meyveli yapmayı düşünüyorum.


Ayrıca, kızım bu keklerden 1 tane yediği için ben inanılmaz mutlu oldum :)



İyice kendine gelen kuzum bu seferde park istedi. Evimizin en yakınında, çok yorulmadan oynayabileceği bir parka gittik.

20-25 dk kadar oynadıktan sonra minicik ağaçlardan ceviz, kiraz ve dut topladık.

Araya papatya ve gül de sıkıştırdık. Duvarlarda bulunan masal kahramanlarını dinlediğimiz masallarla birleştirdik :)






Ve yoğun geçeceğini bildiğimiz cumartesi için evimize geldik.
Arkası yarın... :P

17 Haziran 2009 Çarşamba

MIKNATISLI PANO'MU GÖNDEREN GÜZEL İNSAN...

Evrekaaa :))

Tchibo'dan gelen MIKNATISLI PANO'yu göndereni buldum.

Yalan yalan o beni buldu :S

Ayy nasıl utandım, bide kıza inanmadım :/


Çileklisüt'üm, S....'im, CANIM BENİM ÖNCE ÇOOK ÇOK ÇOK ÇOK
ÖZÜR DİLER
SONRA DA
TEŞEKKÜRLER EDERİİİM :))

EXSİRLENDİM

Ben 2 gündür size bahsetmeyi unuttum ama EXSİR'im geldi :) henüz kullanmadım yalan yok.



Ama beraberinde gönderdikleri 3 adet 1,5 TL'lik indirim çeklerini dağıttım. Arkadaşlarım çok memnun oldular.
En kısa zamanda denemek istiyorum çünkü gönderdikleri broşürde brokolinin rengi bile daha yeşil görünüyor :)
Ve her elime aldığımda yüzümü gülümseten hediyelerim.
Yeşil ve mor tercihini farketmedim sanma büyük kuzuum :))
Tekrar teşekkür ederim kızlar...

16 Haziran 2009 Salı

2 OKU 1 İZLE

Kitap okumayı çok seviyorum, elimdeki kitap bittiğinde kendimi boşlukta gibi hissediyorum.

Sondan bir önce BUKET UZUNER'in YOLDA'sını bitirdim, küçük küçük hikayelerden oluşan keyifli bir kitaptı ve çabuk bitti.

Üstüne ELİF ŞAFAK'ın AŞK'ını okudum. Türk Kitap Evi'nde Aşk'ın tanıtım yazısı çok güzel hazırlanmış;

Elif Şafak’ın son romanı “Aşk”, aslında bir değil, iki kitaptan oluşuyor. Bu kitap roman içinde roman, zaman içinde zaman, aşk içinde aşk taşıyor.Biri 2000’li yıllarda Boston-Amsterdam hattında, diğeri 1240’larda Semerkant-Bağdat-Konya hattında ilerleyen iki paralel öykü. Bu bir “kitap içinde kitap”.AŞK’ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde... Bir arayış, yolculuk, dönüşüm ve aşk romanı.Aşk için değişmeyi göze alabilir misin? Sana hiçbir gelecek vaat etmeyen biri için, yani sırf şu anda aşkı dolu dolu yaşamak için geleceğe dair tüm planları ve beklentileri bırakabilir misin? Bir insanı daha tanımadan sevebilir misin?

Hem bitsin sonunu öğreneyim, hem bitmesin bu huzurlu ferah tat hep ağzımda kalsın isteyerek...

Bu kitabı her okuyanın neden mevlana, mesnevilik, sufiilik üzerine daha çok bilgi edinmeye çalıştığını, neden peş peşe mevlana kitapları okuduğunu da çok iyi anladım. Şu an ben de aynı şey için yanıp tutuşuyorum çünkü ama biryandan da kendimi tanıyorum. Birşeye hevesle üst üste sarılırsam çabuk tüketirim. Ama yakaladığım bu huzuru hor kullanmak niyetinde değilim. O nedenle araya bir ÜSTÜN DÖKMEN kitabı almaya karar verdim :) Ancak arkadaşımda olan kitabı bitirmesine az kalmış onu bekliyorum. Beklerken de Ümraniye Belediyesinin Geleneksel 5. Hikaye Yarışması'nda dereceye giren ilk 3. Hikayenin yer aldığı bir atıştırmalık okuyorum.
Her ikisi de en geç hafta sonuna bitecek kitaplar, sonra yeniden düşünmeye başlarım ne okusam diye :) İşte o zaman Mevlana yada Sufi'lik ile ilgili bir kitap okumak istiyorum.
Varmı bana bir tavsiyeniz??? (Mavianne'm özellikle senden iyi bir fikir çıkarmış gibi hissediyorum :) )

Geçtiğimiz hafta içi bir akşam Televizyonda izlenesi birşey bulamadığımız için hadi film izleyelim, ben mısırları patlatırken siz de film alın dedim paşayle babasına. Demez olaydım :) Bu tip tercihler erkek milletine bırakılır mı?

Tam bir Haluk Bilginer hastası olan babamız GÜNEŞİN OĞLU filmini alıp gelmiş. Hem de konusuna bile bakmadan, sırf Haluk Bilginer oynadığı için.

Film saçma, üstüne üstlük basit ötesi bir senaryo ve bol bol küfürden oluşan replikleren başka hiç birşey içermiyor. Film hakkında daha fazla birşey yazmaya gerek yok, saçmalıklar yumağıydı (bence) o kaaa :) İnanmazsanız bakın.

15 Haziran 2009 Pazartesi

HAFTA SONU DEVAM...

Mutlu Hafta Sonumuz'un Cumartesi ayağında kuzularımı uğurladıktan sonra eve geldik, duşumuzu aldık, hazırlandık ve paşamın çok sevdiği bir arkadaşının sünnet kınasına gittik. Kaşık havaları pek coşkundu ama bende onlara eşlik edecek takat yoktu :)) Saat 01:00'den önce evimize dönemedik, bir süredir görüşemediğimiz arkadaşlarım da en az bizim onları özlediğimiz kadar özlemişlerdi bizi, bırakmadılar :) Kaldera da 10:30 gibi uyuyunca babasına telefon edip almasını rica ettim. Eh kuzuşum da rahat ettiğine göre geç saatlere kadar kalmamızın mahsuru yoktu.


Sünnet Yatağının ve güzel arkadaşımın el emeklerini fotoğraflamak ise nice sonra aklıma geldi. E gecenin karanlığında fotoğraflar da çok iyi çıkmadı doğal olarak.







Ama yine de önce kendime sonra da ihtiyaç duyan arkadaşlarıma fikir olması açısından çektiğim kadarı ile fotoğrafları paylaşıyorum :)





O gece yorgunluktan nasıl uyudum hatırlamıyorum :) Pazar günü 10:00 gibi uyandım. Hep birlikte uzuuun Pazar Kahvaltımızı da yaptıktan sonra babayı işe gönderip biz kuzularımla alışverişe gittik. Niyetimiz sadece paşa'ya o çok istediği Conversleri almaktı ama LC Waikiki'ye girince cadıyı tutmak mümkün olmadı. Yapıştığı bir elbiseyi mağazanın içinde dolaştırdı durdu. denemek amacıyla giydirdim, büyük olduğunu söyleyip vaz geçiririm sansım ama nafile. Kasaya gitmek için üzerinden çıkartırken bile ağladı. Ödemesini yapar yapmaz giydirdim de sustu. Bazen gerçekten inanılmaz derecede zor bir çocuk olabiliyor.
"Ahh şu 2 yaş sendromu denen illet şey, ne zaman terk edeceksin ki bizi ":/



Aldığımız elbise bu :)



Akıllı Paşa'm ben cadıyla uğraşırken kendi ihtiyacı olan tshirt ve şort'u kendisi seçmiş.
"Anne seni yormak istemedim, bunlar güzel ama ayakkabılarını beğenmedim başka yerden alalım" dedi. Bazen kendisinden beklemediğim kadar anlayışlı bazen de en az kardeşi kadar yorucu olabiliyor :/



Ve Paşa ayakkabılarını inceliyor :) Çok beğenmiş. Ama ben neden oğluşun ayakkabılarını çekmemişim orası muamma :/

Ahh bu çocuklar 30'umda kocattılar beni :P

Daha sonra akşamdan kınasına gittiğimiz arkadaşımızın sünnet mevlüdüne katıldık ve kendimizi evimize zor attık. Pazar akşamının finalini de kakaolu & vanilyalı dondurma yanında bol kahkahalı ÇGHB ile yaptık :))